Zuruck zur heimat
Evet bu bir eve dönüş hikayesi.
11 ay önce vatana döndük ve bu kararı almak hiçte kolay değildi.
Sürekli bir soru çemberinde dolanıyoruz neden Türkiye bu ülke bitti durumu çok kötü vs.
Hiç vatansız kalmamış tek vatansızlıkları turistik gezi olan bir topluma derdini anlatması zordur ki bu ülkede 94¬-98 arası liseye gitmiş ve mağdur edilmiş biriyim.
3 tane oğlum var
15,13 ve 4 yaşlarında.
İlk defa dönüş fikri çocukların okula başlamasıyla gündeme geldi hayatımıza.
Ana okulunda başlamışlardı hırlayan seslerini yükseltmeye.
Ortanca oğluma öğretmenin kurduğu cümle şu ‘ sen Almanya’da doğdun ve Almanca konuşmak zorundasın ‘ küçücük beyine şimşek gibi düşen bu cümlenin etkisi hayatımızda 6 ay sürdü.
Ben Türkçe konuştum o Almanca 6 ayın sonunda çok sinirlendiğim bir gün oğlum bu olayı anlattı bana ve tabii ki yapılması gereken yapıldı fakat hala bugün bile etkisi üstündedir oğlumun.
İlk okulda da aynı sorunlar .
Öyle baskılar yaptılar ki oğlum sınav korkusu nedeni ile sürekli stres altında kaldı ve sınav kaygısı başladı.
Büyüğe aşırı konsantre oluyor diye sorun yapan okul, ortancaya da dikkat dağınıklığı var diye pisko testine gönderdiler .
Ve tabii ki sonuç gayet müspet.
Sonraki adımları ise çocuk esirgeme oldu, öğretmen yanına çağırarak bana oğlumun tırnaklarının yeterince temiz olmadığını ve bu nedenle bizi sosyal hizmetlere şikayet etmek zorunda olduğunu söyledi.
Ondan önce davranarak ben şikayette bulundum fakat Almanya doktoruna ve öğretmenine oldukça sahip çıkan bir memleket.
Sonra okul değişimi yapıldı fakat aşırı stres ten sözlüsü iyi olan çocuk yazılıda hep kötü .
Sınıfta bırakmaya karar verildi yada kötü bir okula göndereceklerdi.
Bu sadece okul bazı .
Şuanda oğullarım kötü Türkçelerine rağmen ilk dönem takdir aldılar ,çocuklara bir özgüven geldi .
Küçük oğlum ev kazası geçirip kafasını yaraladığında ambulans çağırma konusunda bin kere düşündüm ,malum kötü bir doktora denk gelsek ihmal deyip direk alırlardı çocuğu .
Birde bizim gözümüzle bakınca 11 eylül den sonra potansiyel terörist muamelesi görmek, tirende, alış verişte arkadan laf atılması sadece bir kaçı.
Deaş ın yaptığı vahşeti İslam’a yüklemesi, Paris teki güya faturası bize çıkarılan karikatür baskını son damlası oldu.
Okullarda bizlerden izinsiz çocuklarımıza yapılan anket çileden çıkmama sebep olmuştu.
Soru
ısısle alakamız varmı ?
evde cihat konu ediliyormu ? vs .
alışılmış bir hayatı bırakmak oldukça zordu ,heleki aşırı düzenli bir memleketten daha düzensiz bir ülkeye gelmek .
ilk 6 ay alışmakta oldukça zorluk çektim,sonuçta aynı dili aynı dini paylaşsak dahi iki kültür arasında yetişen bizlerin hayata ve insana bakış açısı oldukça farklı.
Sorunlara yaklaşma ve çözme farklılığı hakkımızı arama ve mecbur bırakma alışkanlığımız oldukça vakidir.
Ne olursa olsun burası benim memleketim 5 vakit dinlediğim ezan yeter deyip düştük yola.
İyileştirilmesi gereken bir çok konu ve sosyal sorun olsa da aidiyet duygusu bile güzel .
Sosyoleji bağlamında Türkiye’de ciddi çalışmalar yapılması elzemdir .
Yabancı yazarların kaynak sağladığı sosyoleji ,taşıma suyla değirmen döndürmek gibidir maalesef.
Bu konuda en çok şanslı olan 3 numara sıfırdan eğitimine burada başladı temel sağlam yani.
İkinci şanslı ise ortanca 7.ci sınıfta gelmiş olması onun daha kolay adapte olmasına neden oldu tabi yeni öğrendiğimiz bir eğitim sistemi ve teog var .
En zorlanan ise büyük oğlan, 9.cu sınıf yeni bir hayat ve anlaşamadığı bir sınıf ortamı,kendini pc ye verdi maalesef. sınıf ortamı oldukça küfürlü sıgara alışkanlığı ve futbollu kızlı muhabbetler onu aşan mevzular ve bu durum onu hayal kırıklığına uğrattı . buranın daha dini ve ahlaki bir ortam olduğunu hayal etmiş .
Sosyal aktivitelere katmak doğru bir girişim diye düşünüyorum ve herşeye rağmen iyiki burdayız.
Hayatıım da ilk defa bu denli huzurlu ve rahatım.
Mutlu olmayan olamayan milleti birkaç aylığına yurt dışına gönderip 1 cent eksiğin den dolayı vermedikleri ekmekle imtihan etmek gerekir çünkü burada hiç kimse yaptığı işten memnun değil.
Allah bu memleketi aziz kılsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder